Voices from Europe & Central Asia
Syndicate content

Türkiye’de İstihdam Artışının Yanında İstihdam Kalitesi de Arttı Mı?

Ximena Del Carpio's picture
Also available in: English


Genellikle büyümekte olan ekonomilerde yaratılan istihdam bakımından kalitenin miktara feda edildiği söylenir. Şüpheciler istihdam artışının düşük ücretli mesleklerde ve üretkenliğin düşük olduğu sektörlerde gerçekleştiğini ve tehlikeli koşullar sunduklarını savunurlar. 
 
Ülkede istihdamda hızlı bir artışın kaydedildiği ve işsizliğin azaldığı (krizin pik noktasında yüzde 12,58 iken 2012 sonunda yüzde 8,17) küresel kriz sonrasında Türkiye’de de bu eleştiriler yapılmıştı.  
İşsizliğin artmaya başlaması ile birlikte, Türkiye Hükümeti istihdam artışını kolaylaştırmak için kapsamlı bir teşvik planını uygulamaya koydu. Ancak bugün kayıtlı ekonomide  daha fazla istihdam yaratılırken, bunların çoğunlukla kalitesiz işleri olduğu yönünde yaygın bir algı mevcudiyetini sürdürmektedir. 
 
Bu endişelere cevap vermek amacıyla, Dünya Bakası ve Türkiye Hükümeti, Türkiye’deki işlerin kalitesini ölçen ve iş kalitesinin zaman içerisinde nasıl geliştiğini takip eden bir araç [İş Kalitesi Endeksi (JQI)] geliştirdi. 
 
Bu endeks 2018 yılında kamuoyuna açıklanacaktır, ancak bazı bulguları şimdi paylaşacağız. 
 
6 boyuttan ve 13 ölçülebilir bileşenden oluşan JQI,  mevcut ölçülere göre bazı karşılaştırmalı avantajlar sunmaktadır.
  
İlk olarak, veriler yıllık olarak toplanmaktadır ve bu düzenli bir izleme sağlamaktadır. İkinci olarak, hem ulusal hem de alt-ulusal düzeyde farklı çalışan türleri için tahminler yapılabilmektedir. Üçüncü olarak, tahminler mikro verilere dayalı olduğu için, her çalışana bir puan verilmektedir ve sonuçlar sosyo-demografik özellikler ve işle ilgili faktörler (sektör, meslek, kamuda istihdam veya özel sektörde istihdam) ile ilintilendirilebilmektedir. 
 
Son olarak, endeks, bileşenlerin tanımlanması veya alternatif ağırlıklandırma sistemleri yoluyla, yeni ortaya çıkan politika önceliklerine göre uyarlanabilecek interaktif bir araç sunmaktadır.  
 
Sonuçlar Türkiye’de ücretli çalışanlar için genel istihdam kalitesinin aslında zaman içerisinde iyileştiğini göstermektedir (2009 ile 2016 arasında ortalama iş kalitesi puanı 0,70’ten 0,75’e yükselmiştir). Bu  son yedi yıllık dönemde ortalama olarak  Türkiye’de yaratılan işlerin kalitesinin yükseldiği anlamına gelmektedir. 
 
Araç aynı zamanda Türkiye’deki tüm işlerin kalitesinin gerçekçi bir resmini çekmek amacıyla tüm çalışanlar için (işgücünün yüzde 20’sini oluşturan ücretsiz çalışanlar ile serbest çalışanlar dahil olmak üzere) istihdam kalitesini de ölçmektedir. 
 
Beklenebileceği gibi, işgücünün tamamına ilişkin sonuçlar, sadece ücretli çalışanlara ilişkin sonuçlar  ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde daha düşüktür. 2009 yılında medyan puan 0,27 olarak tespit edilmişti ve bu tüm standartlar bazında çok düşük bir puandı. Neyse ki, bu gruba ait işler zaman içerisinde iyileşti ve 2016 itibariyle medya puan 0,43’e ulaştı.  
 
Tüm bunlar, aynı zamanda çalışanlar için koruma sunan daha fazla işgücü piyasası esnekliği sağlamakla ilgilenen politika yapıcılar için iyi bir haberdir. 
 
Küresel kriz sonrasında ücretli çalışanların gerçek puanındaki anlamlı iyileşmelerden ayrı olarak, eşitsizlik bakımından da iyileşmeler kaydedilmiştir. En düşük puana sahip çalışanlar  (genellikle en kırılgan ücretli çalışanlar) 2011 ile 2013 arasında iyileşme kaydetmiştir. Ne yazık ki, bu olumlu eğilim son yıllarda kısmen tersine dönmüş ve puanlar arasındaki farklar açılmaya başlamıştır.
 
Ancak ortalamalardan uzaklaşarak tam dağılım bazında çalışanların puanlarını incelemek önemli olacaktır. Bunu yapmak özellikle ücretli istihdam yoğunluğunun coğrafi olarak farklılıklar gösterdiği ve ayrı işgücü piyasalarının olduğu (kayıt dışı, geçici kayıtlı ve kayıtlı sürekli)  ülkelerde önemli olacaktır (Şekil 1b).   
 
Source: authors’ calculations based on LFS data
 
Şekil 1a’da görüldüğü gibi, ücretli çalışanların çoğu birçok kalite özelliği sunan işlere sahiptir. Ancak, dağılımda uzun bir sol kuyruğun olduğunu belirtmemiz gerekir; bu çok düşük  kaliteli işe sahip yadsınamayacak sayıda çalışan olduğunu göstermektedir. Hatta bunların  koşullarının zaman içerisinde daha da kötüleşmiş olması muhtemeldir. Bu çalışanlar için hedefli müdahaleler ve politika değişiklikleri büyük bir fark yaratabilir.
 
Kayıtlı ve kayıt dışı işgücü piyasasındaki ücretli çalışanlar çok farklı çalışma durumları ile karşı karşıyadır. İş Kalitesi Endeksi 2016 yılında kayıtlı işler için 0,85’lik bir puan verirken, kayıt dışı işler için sadece 0,31’lik bir puan vermektedir. Ancak kayıtlı geçici işlerde çalışan üçüncü bir işçi grubu mevcuttur; 2016 yılı itibariyle bu gruptaki çalışanların puanı 0,72’dir. Bununla birlikte, bu çalışanlar arasında puan dağılımının geniş olduğunu ve bunun da bu işler arasında iş kalitesinin büyük değişkenlikler sergilediği anlamına geldiğini belirtmek gerekir.
 
İş kalitesindeki değişikliklerin belirleyici etkenleri nelerdir?
 
İyileştirmeler büyük ölçüde kayıtlı sektörde daha fazla kayıtlı istihdama doğru bileşimsel bir değişimden kaynaklanırken, bu değişikliklerin altında yatan sebepler ekonomik sektörler, meslek kategorileri, demografik özellikler ve coğrafi bölgeler arasında büyük değişkenlikler göstermektedir.  
 
Değişimin belirleyici etkenleri, ayrı çalışan alt grupları bazında daha derin bir analiz yapıldığında da büyük değişkenlikler göstermektedir.
 
Örneğin, işleri ne olursa olsun genç işçilerin diğerlerine göre daha iyi eğitim fırsatlarına sahip oldukları görülmektedir. Genç işçiler aynı zamanda asgari ücret mevzuatına uyumsuzluktan orantısız bir şekilde etkilenmektedir ve düşük ücret alma olasılıkları daha yüksektir. Öte yandan, yetişken yaş grubundaki çalışanlar (25-49 yaş arası) sürekli işlerde yetersiz istihdam edilirken, geçici istihdam için ise fazla vasıflıdırlar.  
 
Cinsiyet bakımından farklılıklar da mevcuttur. Ücret ile ilgili bileşenlerde - göreceli  yetersiz ücret ve ek işte çalışma gibi– erkekler daha iyi durumda iken  aynı zamanda güncelliğini kaybeden beceriler konusunda da kadınlardan daha az etkilenmektedir. Öte yandan, kadınların genel şoklara karşı nispeten daha dayanıklı işlerle eğitim alma ve çalışma olasılıkları daha yüksektir. Kadınların fazla vasıflılık ve yetersiz istihdam seviyeleri daha düşüktür. Ayrıca kadınlar iş güvenliğinin daha iyi olduğu ve çocuk işçiliğinin daha  az olduğu sektörlerde çalışmaktadır. Özellikle belirtilmesi gereken bir husus olarak, kayıtlı ücretli çalışanlar için asgari ücret mevzuatına uyum bakımından erkeler ve kadınlar arasında önemli bir farklılık bulunmamaktadır.
 
Kilit mesaj ve sonraki adımlar 
 
O zaman, Türkiye’de son zamanlarda yaratılan işler kaliteli işler midir? 
 
Büyük bir bölümü için “evet” cevabını verebiliriz.
 
Bunula birlikte, Türkiye’deki tüm çalışanların teşviklerden ve ekonomik ilerlemelerden yararlanabilmesi için, geride kalmış olanları tespit etmemiz ve bunların işlerinin kalitesinin halen düşük olduğunu belirlememiz gerekmektedir. 
 
Bu çalışma iş kalitesinin politika yapıcılar tarafından istihdamdaki artışın beraberinde iş kalitesinde de bir artış olup olmadığını tespit etmelerine yardımcı olabilecek  ölçülebilir bir kavram olduğunu göstermektedir. Türkiye Hükümeti’nin ve diğer ülkelerin, istihdamın hangi yönlerinin finansal teşviklerden yararlanması gerektiğini ve sadece iş yaratmak değil kaliteli işler yaratmak için hangi politika önlemlerinin vurgulanması gerektiğini tespit etmek için bu aracı kullanmalarını tavsiye ediyoruz!   

Yorum ekleyin