Syndicate content

Add new comment

Kamu İhalelerinde Paranın Karşılığını Almak: Kuralların Ötesinde Ölçüme Geçmek

Martin Raiser's picture
Also available in: English
Güçlü kamu ihale sistemleri, iyi işleyen kamu mali yönetim kurumları ve kamu sektöründe iyi yönetişim için merkezi öneme sahiptir. Ancak hükümetler kamu ihalelerinin etkin olmasını nasıl sağlayabilir? Geleneksel olarak, tavsiye edilen yaklaşımda rekabetçi ihaleyi teşvik eden kuralların yeterliliğinin önemi vurgulanmıştır. Bu ihale dokümanlarının ve süreçlerinin şeffaflığını, ayrımcılığın mümkün olduğunda en aza indirilmesini, standartları belirleyecek ve uygulamayı izleyecek bağımsız bir ihale kurumunu ve ihalelere katılan teklif sahiplerinin şikayetlerini dinleyecek bağımsız bir temyiz organı gerektirir. Ayrıca, kurala dayalı sistemin sorunsuz bir şekilde işlemesini sağlamak için, hükümetler kapasite geliştirme çabalarına ve işlem maliyetlerini düşüren e-ihale sistemleri gibi yeni teknolojilere önemli yatırımlar yapmışlardır.

Kurallara dayalı bir yaklaşımın en büyük avantajı kamu yetkililerinin keyfiyetlerini sınırlamasıdır. Ayrıca – Arnavutluk, Hırvatistan, Filipinler veya Türkiye gibi ülkelerin ihale reformlarından edinilen deneyimlerin gösterdiği gibi- kurallara dayalı sistem gerçek rekabeti getirmesi halinde önemli miktarda para tasarrufu sağlayabilir.
 

Bununla birlikte, kuralların katı bir şekilde uygulanması aynı zamanda esnekliği azaltması, karmaşık süreçler gerektirmesi ve gecikme riskleri bakımından bir maliyet doğurur. Dolayısıyla hükümetler tekrar bir takdir alanı kazanmak için bazen yasal çerçeveye istisnalar getirilmesi yoluna başvurmuşlardır. Mevcut kanun çok katı bulunduğu veya pratik bulunmadığı için son yıllarda çok sayıda kanun değişikliğinin yapıldığı Türkiye bunun iyi bir örneğidir. Bu anlaşılabilir olmakla birlikte, daha fazla takdir yetkisine dönüş, sonuçlardaki iyileşmenin kuralların daha gevşek uygulanmasını haklı çıkaracağının güvencesi olmadan rekabet ve şeffaflık ilkelerini baltalama riskini doğurur. Peki hangi durumlarda uyumda ısrarcı olmalıyız ve hangi durumlarda aha fazla esneklik haklı görülebilir? 

Bu sorunun cevabı ölçümün iyileştirilmesinde yatmaktadır. Bu sebeple, Asya Kalkınma Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), İslami Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası tarafından SIGMA  ile işbirliği içinde düzenlenen ve Türkiye Hükümeti’nin ev sahipliğini yapacağı 10. Kamu İhaleleri için Bilgi Değişim Platformu toplantısının ana tartışma konusu kamu ihalelerinde performans ölçümü olarak belirlenmiştir. Etkinlikte katılımcılar aşağıdaki üç ana boyutta kamu ihalelerinde performans ölçümü alanındaki ilerlemeleri dinleyecekler ve deneyimlerini paylaşacaklar: (i) kamu ihalelerine ilişkin yasal çerçevenin ve uygulamaya yön veren kurumların ve süreçlerin güçlü yönlerinin ulusal ve sistem düzeylerinde değerlendirilmesi; (ii) bakanlıklar, yerel yönetimler ve kamu iktisadi teşebbüsleri gibi ihale düzenleyen idarelerin riskleri yönetme ve kalite ve verimliliği arttırmak için karmaşık ihale yöntemlerini uygulama kapasitelerinin değerlendirilmesi ve (iii) bir ihalenin sonuçlarının ve daha sonraki sözleşme uygulamasının paranın değerini sağlayıp sağlamadığını tespit etmeye yönelik sözleşme düzeyindeki değerlendirmeler. 


Bu üç boyut için de yeni göstergeler geliştiriliyor. Örneğin, Dünya Bankası Grubu’nun İş Yapma Kolaylığı ekibi ülkelerin kendilerini uluslararası en iyi uygulamalar ile karşılaştırmalarına olanak tanıyacak bir ulusal ihale sistemi değerlendirme aracı üzerinde pilot çalışmalar yapıyor. İhale düzenleyen kuruluşların değerlendirilmesi, daha sonuç odaklı bir kalkınma finansmanına geçişin kritik bileşenlerinden birisi olarak ön plana çıkıyor. Böylelikle, ihale düzenleyen bir kuruluşun “yeterince iyi” sistemlere ve süreçlere sahip olduğu düşünüldüğünde, kalkınma ortaklığının odağı itibari kontrol ve girdilerin finansmanından  spesifik sonuçları hedefleyen bir kamu programının desteklenmesine kayabilir. Ancak, ihale reformundaki belki de en heyecan verici gelişme kuralların aşılarak sözleşmelerin bireysel olarak değerlendirilmesinde  paranın değeri üzerinde daha fazla odaklanılmasına doğru kaydedilen geçiştir. Bu aynı zamanda önceden kontrolden sonradan denetime geçiş anlamına gelmektedir. Ayrıca hesap verebilirlik odağında uyumdan performansa geçiş anlamına gelmektedir.

Bunların hepsi heyecan verici gelişmeler ancak kuralların ötesinde performans ölçümüne geçişin zorluklarını göz ardı etmememiz gerekmektedir. Performans ölçümü, hem politika hem de proje düzeyinde iyi tanımlanmış ve tutarlı amaçların olmasını ve hükümetler ile ihale düzenleyen  idarelerin veri toplama, izleme ve değerlendirme sistemlerine gerekli yatırımları yapma konusunda istekli olmalarını gerektirir. Uyumdan performansa geçiş hem bir kültür değişimini hem de gözetim organlarının görevlerini yerine getirme tarzlarının değiştirilmesini gerektirir. Ve belki de en önemlisi, kamu kurumlarının sadece işleri doğru yapma değil aynı zamanda doğru şeyleri yapma konusunda hesap verebilmesi için kamu dışındaki paydaşların –işletmeler ve vatandaşlar- aktif katılımını gerektirir.

Bu yıl onuncusu düzenlenen Kamu İhaleleri için Bilgi Değişim Platformu toplantısının Türkiye’de düzenlenecek olması iyi ve yerinde bir karardır. Türkiye’nin ihale kurallarını güçlendirmesi için yapılması gereken daha çok şey bulunmakla birlikte, kuralların ötesinde performans ölçümüne geçiş kamuoyu tartışmalarının ve reform çabalarının asıl önemli olan konu üzerinde yeniden odaklandırılmasını sağlayacaktır – ülke kamu sektörü tarafından gerçekleştirilen ihalelerde paranın karşılığını alabiliyor mu? Bu sorunun Türkiye’de ve başka ülkelerde cevapsız kalmaması için hep birlikte güçlerimizi birleştirelim.
 

Plain text

  • Allowed HTML tags: <br> <p>
  • Lines and paragraphs break automatically.
By submitting this form, you accept the Mollom privacy policy.