World Bank Voices
Syndicate content

Middle East and North Africa

Forum sonrası ormanların görünümü

Peter Dewees's picture
Also available in: English

Birkaç hafta önce İstanbul’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Orman Forumu’nun 10. Oturumunun açılışı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın orman kaybının durdurulması konusunun ciddiye alınması yönünde küresel topluluğa yaptığı ateşli çağrı ile ilgili bir blog yazısı yazmıştım. Başbakan Erdoğan bu çağrıyı alışılmadık bir şekilde iklim değişikliği veya biyolojik çeşitlilik kaybı ile ilgili endişelere herhangi bir atıfta bulunmadan yapmıştı; bunun yerine basit bir şekilde “bunu ahlaki sorumluluk gereği gerçekleştirmemiz gerekiyor” demişti.
 
Erdoğan konuşmasında "İnsanlığın karşı karşıya olduğu küresel tehditler ‘bana ne başkasından’ deme lüksünü ortadan kaldırıyor’” demiş ve eklemişti: “Biz sadece gövde taşıyan, gövdesinin üzerine kafa, o kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz. Biz kalp, ruh ve vicdan taşıyoruz.”
 
Peki günlerce süren tartışmaların ve müzakerelerin sonucunda BM Forumu neyi başardı? Forum, Erdoğan’ın çağrısına karşılık verdi mi?
 
Her ne kadar bunu hemen görmek mümkün olmasa da, bu soruların cevabı tek kelime ile “evet”. Parantez içinde ifade edilen  metnin neticede daha açık bir anlayışa ve somut eyleme yol açtığı bu tip müzakerelerde görüşlerin birbirine yavaş bir şekilde yakınlaşması her zaman belirgin bir şekilde gözlemlenemeyebilir.

10. BM Orman Forumuna Duygusal Başlangıç

Peter Dewees's picture
Also available in: English

Prime Minister of Turkey Recep Tayyip Erdogan speaks at the UN Forum on Forests. Photo courtesy of IISD/Earth Negotiations BulletinGenellikle diplomatların ve teknokratların doldurduğu Birleşmiş Milletler etkinlikleri, bazı istisnalar olsa da normal olarak çok fazla duygusal toplantılar değildir. Özellikle birkaç yıl önce UNFCC COP toplantısında Papua Yeni Gine temsilcisinin eğer Amerika Birleşik Devletleri iklim değişikliği ile mücadeleye önderlik etmeyecekse en azından yoldan çekilmesi gerektiği yönündeki uyarısını hatırlıyorum. Veya geçtiğimiz yıl Doha’da yapılan toplantıda Filipinler temsilcisinin ülkesinde kısa süre önce yaşanan tayfun ile ilgili olarak "… biz burada kararsızlık içinde beklerken ve oyalanırken ölü sayısı yükselmeye devam ediyor" şeklinde şikayet ettiğini hatırlıyorum.

Dün BM Orman Forumu 10. Oturumu Türkiye başbakanının çevre konusunda küresel liderlerin olağan klişelerinden farklı olarak içten bir çağrısı ile açıldı. Recep Tayyip Erdoğan Forumu şu sözlerle açtı:
“Eğer üzerimize giydiğimiz elbise Bangladeş’te 5 yaşındaki bir çocuğun umutlarıyla dokunduysa, eğer aracımıza koyduğumuz benzin Libya’da bir masumun kanıyla karıştıysa, eğer çocuklarımıza verdiğimiz çikolata Afrika’nın nehirlerine zehir kattıysa, eğer üzerimize giydiğimiz palto bir hayvan türünün yok olmasına sebep olduysa, evimizdeki mobilya yağmur ormanlarını yağmaladıysa, bu döngüden, böyle bir küreselleşmeden, böyle bir ticaretten rahatsız olmak, bunu derinlemesine sorgulamak ve buna çareler üretmek zorundayız…