Syndicate content

Forum sonrası ormanların görünümü

Peter Dewees's picture
Also available in: English

Birkaç hafta önce İstanbul’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Orman Forumu’nun 10. Oturumunun açılışı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın orman kaybının durdurulması konusunun ciddiye alınması yönünde küresel topluluğa yaptığı ateşli çağrı ile ilgili bir blog yazısı yazmıştım. Başbakan Erdoğan bu çağrıyı alışılmadık bir şekilde iklim değişikliği veya biyolojik çeşitlilik kaybı ile ilgili endişelere herhangi bir atıfta bulunmadan yapmıştı; bunun yerine basit bir şekilde “bunu ahlaki sorumluluk gereği gerçekleştirmemiz gerekiyor” demişti.
 
Erdoğan konuşmasında "İnsanlığın karşı karşıya olduğu küresel tehditler ‘bana ne başkasından’ deme lüksünü ortadan kaldırıyor’” demiş ve eklemişti: “Biz sadece gövde taşıyan, gövdesinin üzerine kafa, o kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz. Biz kalp, ruh ve vicdan taşıyoruz.”
 
Peki günlerce süren tartışmaların ve müzakerelerin sonucunda BM Forumu neyi başardı? Forum, Erdoğan’ın çağrısına karşılık verdi mi?
 
Her ne kadar bunu hemen görmek mümkün olmasa da, bu soruların cevabı tek kelime ile “evet”. Parantez içinde ifade edilen  metnin neticede daha açık bir anlayışa ve somut eyleme yol açtığı bu tip müzakerelerde görüşlerin birbirine yavaş bir şekilde yakınlaşması her zaman belirgin bir şekilde gözlemlenemeyebilir.

Ancak BM Orman Forumu 10. Oturumu iki karar ile sonuçlandı: Bunlardan birisi 2015 sonrası kalkınma gündeminde ormanların nasıl ele alınacağına ilişkin bir plan ortaya koyan bir karar, diğeri ise BM üye devletlerine, ormanların sunduğu mal ve hizmetlerin daha iyi hesaba katılması ve büyümenin ormanların pahasına gerçekleşmemesi için daha uyumlu politikaların geliştirilmesi yoluyla ormanları ekonomik kalkınma stratejilerine daha iyi bir şekilde entegre etmeleri çağrısında bulunan bir karardır.    
 
Bunların kulağa dünyayı sarsacak kararlar olarak gelmediğinin farkındayım, ancak bu kararların gücü, WAVES ve doğal sermaye muhasebesi gibi kendi çalışmalarımız için bir onay sağlamalarında ve hükümetlere bürokratları, politikacıları, vs. ormanların korunmasını ve yönetimini desteklemek için daha açık adımlar atmaları yönünde teşvik etmek için gerekli araçları sağlamalarında  yatmaktadır.
 
Hâlâ kat edilmesi gereken mesafe bulunmaktadır. Kararlarda eksikliği fark edilen bir husus peyzaj bakımından sürdürülebilir orman yönetimi zorluklarının ele alınması konusunda yaygın bir atıfta bulunulmamış olmasıdır ve bunun sebeplerinden birisi bu kavramın henüz iyi bir şekilde tanımlanmamış veya yaygın bir şekilde anlaşılmamış olmasıdır. Son iki karardan birisi, “kabul eden ülkelerde peyzaj düzeyinde” sürdürülebilir orman yönetimine yönelik sektörler arası yaklaşımların benimsenmesini teşvik etmektedir.
 
Bununla birlikte, yan etkinliklerde ormanların kamu orman kurumlarının görev alanlarının ötesinde daha geniş bir fiziksel ve ekonomik manzaranın bir parçasını oluşturdukları fikri çok az itiraz görmüştür.

  • Meksika ve Gana hükümetlerinin,  CIFOR’un, Dünya Bankası’nın ve IUCN’in [Orman Peyzajının Restorasyonu için Küresel Ortaklığı  (GPFLR) temsilen] temsilcileri ile birlikte katıldığım bir yan etkinlikte, sektörler arası ve kurumlar arası işbirliği yoluyla orman peyzajının tekrar eski haline getirilmesi konusundaki potansiyelden yararlanmaya yönelik araçların ve yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
     
  • Kurumsal manzara da genişlemekte ve bir geçiş yaşamaktadır. Yerel olarak kontrol edilen ormancılığa yatırım yapmak konulu bir yan etkinlikte, yerel toplulukların, hızla büyüyen ormancılık özel sektörüne teminat yardımından yararlanan  taraflar olarak değil ortak yatırımcılar olarak katılabilmeleri için piyasalara, finansmana ve teknolojiye erişimlerinin sağlanması gerektiği savunulmuştur.                          
     
  • “Özel sektör yatırımlarının ormanlar için faydalı olmalarını sağlamak”  ve iyi iş yapma konulu bir başka yan etkinlikte ise, ormanlara yönelik özel finansal akışların kamu finansal akışlarına göre çok daha yükseldiği ve bu finansal akışların  büyük bir kısmının ağaçlandırmanın geliştirilmesi amacıyla Latin Amerika’ya gittiği gerçeği tekrarlanmıştır. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, orman sektörüne yapılan yerli özel yatırımların büyüklüğü yeterince anlaşılamamaktadır ve bunun sebeplerinden birisi bu yatırımların büyük bir bölümünün kayıt dışı olarak gerçekleşmesidir. Ülkelerin, birbirleri ile yarışan ekonomik ve çevresel ihtiyaçları aynı arazi parçaları üzerinde bir araya getiren yeşil büyüme planlarını tasarlamak için uğraştıkları bir süreçte veri eksikliği karmaşıklıklara yol açan bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, Forum kararlarından birinde açık bir şekilde talep edildiği gibi, bu üye kalkınma ortaklarının birlikte mücadele etmeleri gereken bir eksikliktir. 

Yorum ekleyin