Voices from Europe & Central Asia
Syndicate content

Tarihin enkazı, günümüzün dirençli şehirlerini şekillendirmeye yardımcı olabilir mi?

David Sislen's picture
Also available in: Русский | Română
 Викисклад
1755 tarihli Lizbon depreminin ardından Saint Paul Kilisesi’nin kalıntıları. (Fotoğraf: Wikimedia Commons)
1755’te, Portekiz’in, politika, din, felsefe ve bilimi uzun süre karanlığa sürükleyecek derecede şiddetli bir felaket yaşadığını biliyor muydunuz?

O yıl, Lizbon’da bir Azizler Günü ayini sırasında, 8,5 büyüklüğünde bir deprem katedralleri yıkmış, 6 metre uzunluğunda tsunami dalgalarının oluşmasına neden olmuş ve kentteki 23.000 binanın yaklaşık %70’ini tahrip eden feci yangınlara yol açmıştı. Ölü sayısının 10.000 ile 50.000 arasında olduğu tahmin ediliyordu; o tarihte Portekiz’in GSYİH’sinin %32-48’ine eşit zayiat ile küresel bir imparatorluğun merkezi yerle bir olmuştu.

Doğal bir afet, Avrupa tarihinde hiçbir zaman dünyanın dikkatini bu ölçüde çekmemiştir.

“Büyük Lizbon Depremi”, Avrupa genelinde büyük bir etki yarattı: sanat ve edebiyatta deprem tasvirleri - günümüzün kitle iletişim araçlarının eşdeğeri - yüzyıllar boyunca ve çeşitli ülkelerde çoğaltıldı. Yıkımdan etkilenen Rousseau, felaketin ardından büyük ve kalabalık şehir fikrine şiddetle karşı çıkarken, Immanuel Kant felaketle ilgili üç ayrı metin yayımlamış, depremleri doğaüstü sebeplerden ziyade doğal sebeplere dayanarak açıklamaya çalışan ilk düşünürlerden biri olmuştur. Takip eden yıllarda, olaya ilişkin titiz çalışmalar modern sismolojiye kapı açmıştır.

Şehrin yeniden yapılandırılması, kesin ve çığır açan önlemlere odaklanıyordu:
  1. Bilim odaklı yeniden yapılanma. Binaların duvarlarına “sallanan fakat yıkılmayan” esnek bir ahşap yapı yerleştirilerek “kafesleme” yönteminin kullanıldığı yenilikçi mühendislik yöntemleri geliştirilmiştir. Sarsıntıyı taklit etmek için askeri birliklere bina etrafında yürüyüş yaptırılarak sismik olmayan diğer tasarım özellikleri test edilmiş, bu da deprem mühendisliğinin doğmasına yol açmıştır.
  2. Ek riskleri tanımlamak için toparlanma planı. Yeniden yapılanmaya öncülük eden Marques de Pombal, iyi tasarım sayesinde ölümcül olayların gelecekte nasıl asgari düzeye indirilebileceğine dikkat çekmiştir. Tahliye ve yangınla mücadele çabalarını desteklemek için, ortaçağ şehrinde olmayan geniş alanlar, iyi havalandırma ve dikey caddeler hayata geçirilmiştir.
  3. Ortak faydaları artırmak. Yeni kaldırımlar inşa etmek için, malzeme aciliyeti ve sıkıntısı göz önünde bulundurularak, yıkılmış binalardan alınan bloklar kullanılmış, böylece şehrin daha hızlı toparlanması ve toplu enkazın modern caddelere dönüştürülmesi sağlanmıştır. 
 Викисклад)
 1755 depreminden sonra Lizbon şehir merkezinin yeniden inşası sırasında geliştirilen, mimari, depreme dayanıklı, ahşap bir yapı olan “Gaiola pombalina” (Pombalina Kafesi).  (Fotoğraf: Wikimedia Commons)
Fakat, nasıl oluyor da yüzyıllar önce meydana gelen bir felaket bugün de etkisini sürdürmeye devam ediyor?

Yıkıcı depremler arasındaki uzun zaman aralığı, neden söz konusu risklerin toplumsal hafızadan hızla silindiğini açıklıyor. Tarihi depremler, büyük bir olaydan kaynaklanan muhtemel bir yıkımın anlık görüntüsünü sunuyor. Fakat, modern ulaşımı, elektrik, su ve iletişim hatlarını, eskiyen apartmanları ve daha da önemlisi yoğun yerleşimleri eklediğimizde, daha fazla rahatsız edici bir senaryo ortaya çıkıyor.

Uzmanların, bir sonraki büyük depremin ne zaman meydana geleceğini kesin bir dakiklik ile tahmin etmeleri mümkün değildir, ancak son yıllarda dünya çapındaki veri setlerinin iyileştirilmesi ile birlikte, Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki ülkeler gibi depreme eğilimli ülkelerde bir sonraki büyük depremin kaçınılmaz olduğunu tüm uzmanlar kabul etmektedirler. Yakın tarihli bir rapor, örneğin Romanya’nın AB genelinde sismik risk düzeyi en yüksek ülke olduğunu doğrulamaktadır: ülkede, her yüzyıl, 7 veya üzeri büyüklükte iki deprem meydana geliyor.  
Проект ЕС SHARE («Унификация модели сейсмических угроз в Европе»), осуществляемый в рамках Глобальной модели землетрясений (ГМЗ), позволил преодолеть ограничения, связанные с национальными границами, и разработать первую региональную модель сейсмических угроз в Европе (включая Турцию). (ЕС SHARE)
Küresel Deprem Modeli (GEM) kapsamında, EU-SHARE projesi (Avrupa’da Sismik Tehlike Uyumlaştırması), Avrupa için (Türkiye dahil), ulusal sınırların sınırlandırılmasını ortadan kaldıran ilk bölgesel sismik tehlike modelini oluşturmuştur. (EU-SHARE)

Bunun gibi risk bilgileri, enerji tasarruflu yatırımlar da dahil olmak üzere, diğer ileriye dönük önlemlerin yanı sıra esneklik oluşturmaya çalışan Avrupa ve Orta Asya’daki karar vericileri de etkilemektedir.

İstanbul’da, bugün, 1077’den fazla okul, 18 hastane, 61 poliklinik ve 114 kamu binası bir sonraki depreme karşı korunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye genelinde, Suriye’li göçmen çocukları da unutmadan, okulların deprem güvenliğini artırmak için önemli adımlar atmaktadır.

Ermenistan’da, yapı yönetmeliğindeki iyileştirmeleri, sismik riskin yeniden analizi için yapılan yatırımlar ve bu konudaki kararlılık takip etmektedir.

Bulgaristan’da, apartman binalarının deprem güvenliğine ilişkin endişeler kapsamlı bir şekilde incelenmektedir.

Ve Sırbistan’da, hükümet, afete karşı direnci devlet yatırımlarında da göstermek ve afet sonrası finansal direnci en üst düzeye çıkarmak için politika ve mevzuata ilişkin reformlar gerçekleştirmeye çalışmaktadır. 

Lizbon, mükemmel Afet Risk Yönetimi uygulamaları ile ileriye dönük olarak yeniden inşa edilirken, tarihten alınması gereken önemli dersler günümüz şehirlerinde çoğu zaman ihmal edilmektedir.

Toparlanma çabalarımızı acilen hızlandırmamız ve insanların, Bükreş’te (1977), ya da tam 350 yıl önce Dubrovnik’te (1667) veya Shamakhi’de (1667) görülen yıkımla karşı karşıya gelmelerini önlememiz gerekiyor.

Tarihten ders almak, teşvik edici bilgi paylaşım fırsatlarına kapı açmak ve geçmişte yaşanan büyük depremlerin, günümüzün dirençli şehirlerini şekillendirmede neden önemli olduğunu hatırlamak için asla geç kalmış sayılmayız.

Yorum ekleyin